Adaletsizliğin Veçheleri

Adaletsizlik Bir İklime Dönüştüğünde

Adalet arayışı içinde ‘adaletsizliğin’ bunca baskın oluşu tuhaf değil mi? ‘Sanat ve felsefe’nin bu kavramı tartışmaktan kaçar görünmesi’ karşısında, Judith N. Shklar, ‘Adaletsizliğin Veçheleri’ adlı çalışmasında meseleyi enine boyuna tartışmaya açıyor.
 

“Zulüm bir şeye hakkını vermemektir” diyen Mevlana, hem zalimin karakterini hem de adaletsizliği vurgular. İnsanın Adalet arayışı her zaman başlı başına bir konudur ama onu tersinden, adaletsizlik üzerinden düşünüp tartışmak da hayli ilginç bir tartışma yöntemi olmalı. Öteden beri ‘insani olan ile doğal olan arasındaki çizgi hakkıyla gözetilmediği’ gibi, ‘kuvvetle muhtemel çoğumuz, bu adildir ifadesinden ziyade bu adil değil ya da bu haksızlık ifadelerini daha sık’ kullanıyoruzdur. Adalet arayışı içinde ‘adaletsizliğin’ bunca baskın oluşu tuhaf değil mi? ‘Sanat ve felsefe’nin adaletsizlik kavramını tartışmaktan kaçar görünmesi’ karşısında, Judith N. Shklar kolları sıvar ve enine boyuna ‘adaletsizliği’ tartışmaya açar. Ona ‘daha dolaysız, daha derin ve ayrıntılı bir şekilde bakmak ve aynı zamanda genel duruma, mağduriyet meselesine ve özellikle de neden olduğu adaletsizlik duygusu’na açıklık getirmeye girişir.

‘Adil ve yasal olmayan’ anlamına gelen ‘adaletsizlik’, yazarın ifadesiyle ‘haklılığın yokluğu’nu belirtmenin ötesine taşınmalı, alışılagelmiş resim parçalanmalıdır. Judith N. Shklar ‘Adaletsizliğin Veçheleri’nde meselenin asıl can alıcı ‘veçhesi’ni şu cümlede özetler: “Hiçbir yasal sistem, topluma tüm karakterini kazandıran hukuki düzeni koruma görevine bağlı dürüst ve tarafsız yetkililerce yönetilmedikçe adil olamaz.” Hiç yoruma ihtiyacı yoktur bu cümlenin. Adaleti temsil eden kişi adil olmadıkça ‘adaletsizlik’ kaçınılmazdır ona göre. ‘Kendisini bastıracak adaletin olmadığı yerde adaletsizlik hâkim olur’ her şeye. Platon’dan başlayarak Batı düşüncesindeki yorum ve tartışmaları tartar Shklar. Burada vurgulanması gereken diğer bir husus hak ve hukuk karşısında onu talep edenlerin tutumudur.

‘Adaletsizliğin Veçheleri’nde ‘pasif adaletsizlik ve kötü vatandaşlık’ kavramlarını kullanır Shklar. ‘Gerçek ve potansiyel mağdurlara sırt çeviren vatandaşlar haksızlığın daha da büyümesine katkı sağlarlar.’ Dahası, ‘yapabilme imkânı varken yanlışı engellemeyen veya buna direnmeyen kimse, ülkesini terk etmişçesine bir yanlışın suçlusudur’.

Cicero’nun yorumuyla pasif adaletsizlik yapan kişi vatandaşlığın kişisel standartlarının altına düşer. Hem adaleti gerçekleştirir hem de adaletsizliğe karşı dururken ‘insanın kilit rol’ oynaması dikkatten kaçırılamaz. Teorik bağlamı günlük hayattan verdiği örneklerle pekiştirir Shklar. Karısını döven komşusuna müdahale etmemek kadar markette müşterinin haksızlık ettiği kasiyerin yanında durmamak da pasif adaletsizlik örneğidir.

Yazarın tartıştığı temel ayrımlardan biri de ‘talihsizlik ve adaletsizlik’tir. Gerçi ‘doğadan kültüre geçtiğimiz günden beri’ başımıza daha büyük bir felaket gelmemiştir ve adaletsizliğin yayılmasında doğadan kaçışın payı büyüktür. Adaletsizlik duygusu ise özel bir öfke türü olarak ‘hakkımız olan şeyi alamadığımızda hissettiğimiz’ şeydir. Bunu yapana dolaylı dille ‘zalim’ demiş olmalıydı Mevlana da. Doğudan batıya binlerce yıldır insanın ayağa kalktığı veya sindiği eşik de burasıdır. ‘Haksızlık karşısında susmayı dilsiz şeytan’ olmaya benzeten bizim zihniyet dünyamız, adaletsizliğin bunca veçheye büründüğü bir dünyada, konuştuğu dili gözden geçirme ihtiyacı gerçekten duyabilir mi? Adalet bize lazım olduğunda değil adaletsizlik bir iklime dönüştüğünde esaslı bir mesele sayılmalıdır çünkü.

 

ADALETSİZLİĞİN VEÇHELERİ

Judith N. Shklar
Çeviren: Nebi Mehdiyev
VakıfBank Kültür Yayınları, 2022
192 sayfa.

*Bu yazı ilk olarak Hürriyet'te yayımlanmıştır.

E-Posta Adresiniz

Yeni çıkan kitaplar, kampanyalar ve tüm yeniliklerden haberdar edelim.