İnsaflı Bir Aydınlanma Okuması

Aydınlanma hakkında geniş bir literatür var. Bir kısmı Türkçeye de çevrilmiş olan bu birikim modern Batı düşüncesi ve kültürünü anlamak için önemli bilgiler içeriyor.

Söz konusu literatürü üreten yazarlar arasında aydınlanmayı hayranlıkla tasvir eden araştırmacılar olduğu gibi aydınlanmacılara ciddi eleştiriler getiren çok sayıda düşünce tarihçisi ve filozof da bulunuyor. Oxford Sözlüğü’ndeki karşılığına bakarsak aydınlanmacılara yönelik eleştirilerin azımsanmayacak bir etkisinin olduğunu görebiliriz. 1891’den 2010’a kadar sözlükteki “Aydınlanma” maddesi şu şekildeydi:

1. Aydınlanma eylemi; aydınlanmış olma durumu...

2. Kimi zaman 18. yüzyıl Fransız filozoflarını veya sığ ve gösterişçi entelektüalizm, gelenek ve otorite gibi şeylere yönelik mantıksız aşağılama gibi suçlamalar imasıyla onlarla ilişkilendirilmek istenen diğerleri için kullanılır.

İngiliz düşünce tarihçisi Anthony Gottlieb ise aydınlanmacı düşünürleri kendi şartlarında ve tarihsel bağlamlarında değerlendirmek gerektiğini düşünüyor. VakıfBank Kültür Yayınları’ndan Aydınlanma Rüyası: Modern Felsefenin Yükselişi adıyla çıkan kitabında aydınlanmacı filozoflara empatiyle yaklaşmamız gerektiğini savunuyor. Bize hâlâ söyleyebilecekleri şeyler olduğundan, bu filozofları kolayca yanlış anlayabildiğimizi dile getiren yazara göre onların, bizim dilimizi konuşup bugünün dünyasında yaşadıklarını düşünmek bize çok cazip geliyor. Fakat onları hakkıyla anlamak için, kendimizi onların yerine koymamız gerekiyor.

Bir Felsefe Tarihi

Gottlieb, hâkim felsefe tarihi anlayışını benimseyerek Batı felsefesinin 2500 yıllık geçmişinde ortaya çıkan külliyatın büyük bir kısmının iki büyük patlamayla ortaya çıktığını düşünmektedir. Bunlardan ilki Sokrates, Platon ve Aristoteles’in Atina’sında yaşanmış ve MÖ. 5. yüzyılın ortasından 4. yüzyılın sonlarına dek sürmüştür. Gottlieb’in erken dönem Yunan düşüncesinden Rönesans’a kadarki filozofları ele aldığı Akıl Rüyası: Yunan’dan Rönesans’a Felsefe Tarihi başlıklı kitabının önemli bir kısmı bu ilk patlamayı ele almaktadır. Bu eserin devamı niteliğindeki Aydınlanma Rüyası ise ikinci büyük patlamayı işlemektedir. Din savaşlarının ardından, Galileo biliminin yükselişe geçtiği sıralarda Kuzey Avrupa’da yaşanan bu ikinci dönem 1630’lardan 18. yüzyılın sonlarındaki Fransız Devriminin arefesine kadar devam etmiştir. Gottlieb bu döneme damga vuran Descartes, Hobbes, Spinoza, Locke, Leibniz, Hume, Rousseau ve Voltaire’in düşüncelerini Aydınlanma Rüyasında çağlarının ruhunu anlamamıza yarayacak ayrıntılar eşliğinde açık ve akıcı bir dille tartışmayı başarıyor. Gottlieb yine bu serinin devamı olarak çıkacak, hazırlık aşamasında olan sonraki kitabında da Immanuel Kant’la işe başlayacağını duyuruyor. Dolayısıyla Aydınlanma Rüyası üç kitaplık bir Batı felsefesi tarihi serisinin ikinci kitabı olarak yayınlanmıştır.

Değişen Şartlar, Değişmeyen Sorunlar

Aydınlanmacı filozofların pek çoğunun üniversiteyle pek işi olmayan, alaylı kimseler olduğunu vurgulayan Gottlieb, yeni bilim ve dinden kaynaklanan çalkantıların sonuçlarını incelemelerinin onları geleneksel öğreti ve tutumların pek çoğunu reddetmeye ittiğini dile getiriyor. Onların sorunlarının bugün bizim için anlamını vurguluyor. Bilimin ilerlemesi; kendimize dair anlayışımız ve Tanrı’ya dair fikirlerimiz açısından nelere sebep oluyor? Bir hükümetin dini çeşitliliğe nasıl yaklaşması gerekiyor? Hükümet aslında ne içindir? Bu soruları sormaya biz de devam ediyoruz. Zaten Descartes, Hobbes ve diğerlerinin bugün hâlâ anılıp tartışılmasının sebebi de bu. Fakat yine de onlar başka bir dünyada nefes alıyor ve düşünüyorlardı. Gottlieb aydınlanma filozoflarının iddialarını, düşüncelerini ürettikleri şartları, kendi dönemlerinde muhatap oldukları eleştirileri ayrıntılı bir şekilde fakat okuyucuyu sıkmadan ve filozofların düşünme süreçlerine ortak ederek tartışıyor. 


  • 27.12.2021

İLE İLGİLİ MAKALELER

E-Posta Adresiniz

Yeni çıkan kitaplar, kampanyalar ve tüm yeniliklerden haberdar edelim.