Hollywood Taklidi

Hollywood’u taklit etmek mi yeniden yazmak mı?

Bir filmi başka bir ülkede yeniden çekmek, ona yalnızca yeni oyuncular bulmak mıdır, yoksa hikâyeyi başka bir dile, inanca, mizah anlayışına ve seyirci beklentisine göre yeniden kurmak mı? Iain Robert Smith'in Hollywood Taklidi – Dünya Sinemasında Ulusötesi Uyarlamalar adlı kitabı, sinema tarihinin çoğu zaman küçümsemeyle karşılanan 'taklit' filmlerine bu soruların ışığında bakıyor.
 

King's College London'da sinema çalışmaları alanında akademisyen olan I.R. Smith'in özgün adı The Hollywood Meme olan araştırması, Merve Yalçın Pelit'in çevirisiyle Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı. Kitabın adındaki 'taklit' sözcüğü, ilk bakışta küçültücü gelebilir. Oysa I.R. Smith kitabında tam da bu kelimenin çevresindeki peşin hükümleri sorguluyor.

Smith'in çıkış noktası basit ama önemli: Bir hikâye sınırları geçtiğinde aynı kalmaz. Yazar, Richard Dawkins'in gen benzetmesinden hareketle tanımladığı 'mim' kavramını sinemaya uyarlıyor. Bir filmden alınan kahraman, sahne ya da olay örgüsü, yeni bir kültüre ulaştığında oranın imkânları ve alışkanlıklarıyla dönüşüyor. Bu yüzden karşımızdaki yapımı yalnızca 'aslının kötü kopyası' saymak, hikâyenin yarısını görmemek anlamına geliyor.

YEŞİLÇAM'A FARKLI BAKIŞ

Kitabın Türk okur açısından en ilgi çekici bölümü, Yeşilçam'a ayrılan sayfalar. Üç Dev Adam, Turist Ömer Uzay Yolunda, Şeytan ve Dünyayı Kurtaran Adam gibi filmler, çoğu zaman düşük bütçeleri, ödünç aldıkları kahramanları ve şaşırtıcı çözümleriyle anılıyor. Smith ise bu filmleri yalnızca tuhaflıkları üzerinden değerlendirmiyor. Yapım koşullarına, sansüre, seyircinin beklentilerine ve yerel anlatım geleneklerine bakıyor. The Exorcist'in Türkiye'de Şeytan'a dönüşürken dinî referanslarının değişmesi, sinemanın yalnızca görüntü değil, anlam da taşıdığını gösteriyor. Tanıdık bir maceranın yerli seyirciye ulaşabilmesi için yapılan müdahaleler, dönemin üretim zekâsını da açığa çıkarıyor.

Kitap Filipinler'de Hollywood kahramanlarının beklenmedik biçimlerde yeniden karşımıza çıkışını hatta Hindistan'da Memento'dan beslenen Ghajini ve The Godfather'dan yola çıkan Sarkar gibi örnekleri de ele alıyor. Bu tür örneklerde kimi zaman aksiyon melodrama yaklaşırken kimi zaman ünlü bir hikâye bambaşka aile ilişkileriyle yeniden kuruluyor. Smith, kitabında bu durumu, her ülkede aynı Hollywood filminin değil, farklı ihtiyaçlara göre biçimlenmiş yeni anlatıların ortaya çıktığını hatırlatıyor.

Kitabın asıl başarısı, kolay bir karşıtlığa teslim olmaması. I.R. Smith'e göre, Hollywood her şeyi belirleyen mutlak güç, yerel sinema da onun edilgen kurbanı değil. Kitapta yaratıcı dönüşümü öne çıkarmak, izinsiz alıntı ve telif meselelerine de özel bölümler ayrılmış. Smith'in bu konudaki yaklaşımı, söz konusu meseleyi tartışmak için de verimli bir zemin sunuyor. Yer yer yoğunlaşan kuramsal dili, kitabın akademik niteliğini hissettiriyor. Üstelik ağırlıkla geçmiş dönemlere odaklanan örnekler, bugünün dijital yayıncılığındaki uyarlama alışkanlıklarını ayrıca düşünmeyi gerektiriyor.

Yine de Hollywood Taklidi, sinemaya yalnızca ünlü filmlerin tarihi olarak değil, kültürler arasında süren canlı bir alışveriş olarak bakmayı öğretiyor. Özellikle Yeşilçam'a küçümseyici gözle bakanlar için eski filmleri yeniden değerlendirmeye güçlü bir davet sunuyor. Özgünlüğün her zaman sıfırdan başlamak olmadığını, bilinen bir hikâyeye yeni bir bakış kazandırmakla da ilgili olduğunu düşündürüyor. Kitap bittiğinde akılda kalan soru ise şu oluyor: Bir hikâye başka bir ülkede yeniden anlatıldığında, gerçekten kimin hikâyesidir?

*Bu yazı ilk olarak SABAH'ta yayımlanmıştır.

İlgili makaleye gitmek için tıklayınız.

E-Posta Adresiniz

Yeni çıkan kitaplar, kampanyalar ve tüm yeniliklerden haberdar edelim.

Üyelik Sözleşmesi, Aydınlatma Metni’ni ve Gizlilik ve Çerez Politikası’nı okudum, anladım ve onaylıyorum.

Lütfen Üyelik Sözleşmesi, Aydınlatma Metni ve Gizlilik ve Çerez Politikası metinlerini onaylayınız!