Elizabeth Butler’dan Remnants of an Army (1879)

Parlamentarizm ve Liberalizm Eleştirisi

Carl Schmitt’in teorileriyle ilgili yazıların toplandığı ‘Carl Schmitt’in Meydan Okuması’ ve Schmitt’in kaleme aldığı ‘Kara ve Deniz’, düşünürün felsefesini anlamak için önemli.
 

Carl Schmitt ile Ahmet Hamdi Tanpınar arasında ortak bir zeminden söz edilebilir mi? Temel problemleri bakımından aynı düzlemde yer aldıkları tezinin temellendirilebileceği kanısındayım. İlkinde hakkında susulan, diğerinde dile gelir. Monarşinin yıkımıyla birlikte, devlet itibarının zayıfladığı yönündeki eğilim gibi. Her ikisinin de, 20. yüzyılın bitiminden sonra tekrar gündeme gelmelerinin maddi temeli burada. İki alıntı:Carl Schmitt ile Ahmet Hamdi Tanpınar arasında ortak bir zeminden söz edilebilir mi? Temel problemleri bakımından aynı düzlemde yer aldıkları tezinin temellendirilebileceği kanısındayım. İlkinde hakkında susulan, diğerinde dile gelir.

Monarşinin yıkımıyla birlikte, devlet itibarının zayıfladığı yönündeki eğilim gibi. Her ikisinin de, 20. yüzyılın bitiminden sonra tekrar gündeme gelmelerinin maddi temeli burada. İki alıntı:Bir: “Toprağın sarsıntısı denizin fırtınasına benzemiyor, büsbütün ayrı bir şey; denizde her zaman müteyakkız bulunuyoruz; deniz, biliyoruz ki insanoğlu için güvenilecek bir unsur değildir. Onu başından düşman olarak algıladığımız için su bizde mukavemet, müdafaa ve zafer sevkitabii ve ihtiyaçlarını uyandırıyor... Halbuki toprak böyle değil; o insanlığın en güvendiği unsurdur. (...) Onu her zaman itaatli, müşfik, veyahut hiç olmazsa lakayt ve sakin görmeğe alışmışızdır. Toprağın sarsılması işte bu emniyetin yıkılmasıdır ve bir dost tarafından hançerlenmeye benzeyen vahim bir hali vardır.” İki: “İnsan bir kara varlığıdır; karaya ayak basan bir varlıktır. Sabit kılınmış yer üzerinde durur, yol alır ve hareket eder. Bu onun durduğu yer ve zeminidir; bakış açısını bu vasıtayla elde eder; intibalarını ve âlemi seyretme tarzını bu belirler. Sadece ufkunu değil, yürüyüşünün ve hareketlerinin şeklini, vücudunu da yeryüzünde doğmuş ve yer üzerinde hareket eden bir canlı varlık olarak elde eder. (...) Oysa bilindiği üzere, onun sathına karşılık gelenin neredeyse dörtte üçü su ve yalnızca dörtte biri toprak olup içinde en geniş kara parçaları dahi sadece adalar gibi yüzmektedir.”İlk metin, Tanpınar’ın, ‘Erzurumlu Tahsin’ adlı hikâyesinde yer alıyor. ‘Erzurumlu Tahsin’, Nisan 1937 yılında, Her Ay’da yayımlanmış. İkinci metin, Schmitt’e ait; ‘Kara ve Deniz – Bir Dünya Tarihi İncelemesi’nde yer alıyor ve bu kitabın ilk baskısı 1942 yılında yapılmış.

Dost ve düşman kavramları, Schmitt’e göre, siyaset teorisinin temel kavramlarıdır. Yine de ‘deniz’ bahsinde bir farklılıktan söz edilebilir. ‘Kara ve Deniz’, deniz merkezli bir dünya egemenlik tarihi.Carl Schmitt’in gündeme gelmesi, bugün bizim yaşadığımız siyasal durumla ilgili değildir. Schmitt, parlamenter sisteme ve liberal demokrasiye getirdiği eleştirilerle ilgili olarak 90’lı yıllarda gündeme gelir. Paul Hirst, Slavoj Zizek, David Dyzenhaus, Ulrick K. Preuss gibi teorisyenlerin, Schmitt’in temel kavramlarını irdelediği yazılardan oluşan, Chantal Mouffe’un 1999 yılında yayımladığı, ‘Carl Schmitt’in Meydan Okuması’ derlemesi, Schmitt’in felsefesi hakkında önemli bir kitap. Otoriter bir muhafazakâr olarak görülen Schmitt’in, parlamentarizm ve liberalizmin kusurları konusundaki eleştirisi nesnel görülmektedir.Schmitt’in küresel ve emperyal güçlere karşı ne yapılabileceğine ilişkin bir görüşünün olmayışı, bu teorinin sınırını oluşturur. İç hukukun, dış hukuka göre kurulması, Schmitt’in geri plandaki bakış açısını oluşturuyor. Schmitt’in temel problemi, monarşinin yıkımıyla birlikte devletin zayıfladığı tezinde toplanır. Parlamentarizm ve liberalizm eleştirisi de gücünü buradan alır. Liberal demokraside, arkasında halk iradesinin yer aldığı yasama organı egemen olarak kabul edilir. Schmitt’e göre ise egemen, istisnaya karar verendir. İstisna, anarşi ve kaos değil, ‘düzeni siyasal anlamda yeniden inşa etme girişimidir.’ Schmitt’in, devleti mutlaklaştırması gözden yitirilmemelidir. Schmitt değerlendirirken, Reinhart Koselleck’in, monarşinin yıkıma sürükleniş sürecini irdelediği ‘Kritik ve Kriz’ adlı yapıtının hesaba katılması gerekir. Schmitt ile Koselleck arasındaki ilgi rastlantısal değil.

*Bu yazı ilk olarak Hürriyet Kitap'ta yayımlanmıştır.

E-Posta Adresiniz

Yeni çıkan kitaplar, kampanyalar ve tüm yeniliklerden haberdar edelim.